Her Daim Genç Check Up ile Sağlık Risklerine Karşı Önlem Alın

60 yaş üzeri kişilerin, sağlıklı, mutlu ve kendilerini güvende hissetmeleri için, rutin olarak sağlık kontrollerini yaptırmaları gerekir. Erken teşhis için gerekli testlerin ve kontrollerin yapılması aniden ortaya çıkabilecek birçok sağlık sorununu önlemede fayda sağlayacaktır.
Sizler de Geriatrist gözetiminde 60 yaş üstü kişiler için hazırlanmış yaşlı Check Up’lar ile ilgili bilgi alın.

Her Daim Genç Check Up’ın Avantajları

Yaşlı Check Up, her yaşta karşılaşılabilen sağlık sorunları için erken teşhis imkanı sunuyor. 60 yaş üstü kişilerin sağlık ihtiyaçlarına özel hazırlanan geriatri check up programı ile en güzel yıllarınızı keyifle geçirin.

  • Her Daim Yanınızda
  • Sürekli Doktor Takibi ve Kontroller

Yaşlı Check Up: Geriatri Muayenesinde Neler Var?

Demans tarama testi olup, mutlaka 60 yaş üzeri ve hiçbir şikayeti (unutkanlık vs) olmasa bile her hastaya bakılması gerekli önemli bir tarama testidir.
Bu testler ile kişinin kendine yeterliliğinin ince ölçeği yapılır. Bazı günlük işler farkında olmadan yavaş yavaş azalabilir, kişi ve kişinin yakınları olay ilerledikten sonra farkına varabilir.
Yaşlanma ile birlikte stress, günlük yoğunluk, sevdiklerimizin kaybı, yalnız kalma korkusu, sık hastalanma kişilerde depresyona sebep olabilir. Depresyon gelişmiş yaşlı kişilerdeki bu belirtiler yanlışlıkla bunama belirtisi ile karıştırılabilir ve buna bağlı olarak gereksiz ilaç tedavisine başlanmış olabilir. Geriatrik değerlendirme kişiyi depresyon yönünden ayrıntılı inceler.
Yaşlıların uzun süreli takip ve tedavilerini planlarken, medikal, psikososyal ve fonksiyonel kapasitelerini ve problemlerini belirlemeyi amaçlayan çok yönlü interdisipliner bir değerlendirmedir. Geriatrik değerlendirmenin amacı, yaşlının yaşam kalitesini artırmaktır.

Neden Her Daim Genç Check Up Yaptırmalısınız?

Dinç ve canlı görünüyor olsanız da yılda bir kez 60, 70 ya da 80 yaşın üzerindeyseniz boy, kilo ve vücut kitle indeksi (BMI) ölçümü, rutin kan testleri, idrar testleri, dışkı testi, bir Ekokardiyografi (EKG) yaptırmalısınız, yaşlı check up ile tüm bunları gerçekleştirebilirsiniz.
Yılda en az bir kez anemi, enfeksiyonlar, kalp rahatsızlıkları, solunum rahatsızlıkları, böbrek problemleri, şeker hastalığı vb. dahil olmak üzere birçok rahatsızlığı tespit etmeye yardımcı olabilecek bir göğüs röntgeni gerekir. Bu yüzden hekimler düzenli olarak geriatri ve yaşlı check up önerir.
Ayrıca zaten hipertansiyon, diyabet, artrit, kardiyovasküler hastalıklar, astım, solunum problemleri, böbrek sorunları gibi kronik hastalıklarınız varsa rutin yaşlı check up yaptırmanız gerekir
Yaşlanma da hafızayı etkiler. Alzheimer hastalığına yakalanma riski 80 yaşından sonra daha yüksektir. Bu yüzden Yaşlı Check Up ile düzenli kontrollerinizi yaptırın.
Sağlık durumunuza göre doktorunuz genel sağlık taramanız için her yıl yaşlı check up yaptırmanızı size tavsiye edebilir.

Hemen Arayın

Her Daim Genç Check Up paketi hakkında detaylı bilgi almak için aşağıdaki numaradan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

444 9 724

Check Up Muayenesi
Geriatri* Muayenesi
Jinekoloji Muayenesi (Kadınlar için)
Üroloji Muayenesi (Erkekler için)

*Geriatri Muayenesi
MMSE (Kognitif Değerlendirme)
GYA ve GGYA Değerlendirilmesi
Geriatrik Depresyon Skalası
Ayrıntılı Geriatrik Değerlendirme

Tüm abdomen US
Yaşlı check up kapsamında Tüm abdomen USG’de Karaciğer,safra kesesi ve safra yolları böbrek veböbrek üstü bezleri, dalak, pankreas, abdominal aorta ve bir çok ana damar, yemek borusu (özefagus). Erkek ve kadında mesane; erkekte prostat; kadında uterus (rahim), overler (yumurtalıklar), tubalar, Douglas boşluğu incelenir ve mevcut veya olası sıkıntılar tespit edilir.

Karotis RDUS (iki taraflı)
Tanısı konmamış karotis daralmalarında, pıhtının kopup beyin damarlarını tıkamasıyla felç ve ani şuur kayıpları yaşanır. Tanısı konmamış baş dönmesinin en önemli nedenlerindendir. Bunun tespiti için kullanılan bir testtir.

Akciğer grafisi (iki yön)
Göğüs hastalıkların teşhis edilebilmesi için kullanılan bir araçtır. Kalp ve diyaframın arkasında yer alan lezyonlar da belirlenir. Bu grafiler akciğer kanserinin, bronşektazi, kalp, yumuşak doku ve kemik rahatsızları hakkında bilgi vermektedir.Ancak akciğer grafilerinde her zaman net bir bilgi alınmayabilir. Bu yüzden hilus denilen akciğer damarlarının bulunduğu yerlerde dolgunluk olması durumunda ileri tetkik olan akciğer tomografisi yaptırılmalıdır. Sanayinin gelişmesiyle mesleki açıdan akciğer hastalıkları değerlendirildiğinde, tüm meslek gruplarında akciğer hastalıkları ilk sırada yer almaktadır.

Mamografi (İki Taraflı – Kadınlar İçin)

Tarama Panelleri
Kemik Yoğunluğu Femur proksimali çalışması (HIP) + Kemik Yoğunluğu Vertebral çalışma (AP + lateral)
Yaşlı check up kapsamında bakılan bu tetkikler, yaş ilerledikçe özellikle kadınlarda ancak erkeklerde de önemsenmeyecek miktarda, kemik erimesi riski vardır. En önemli riski en ufak bir tramva ile kemik kırıklarına sebep olmasıdır. Özellikle kalça kırığı ile tüm yaşam kalitesi biranda bozulur. Erken tanı ve tedavi ile kemik kalitesi korunur kırıklar önlenmeye çalışılır ve hayat kalitesi yükseltilir.

Kardiyolojik Tetkikler
EKO Doppler + Renkli + M mode + B mode
Kalbin tüm yapısını, gücünü, fonksiyonunu ve kalp kapakçıklarında kaçak olup olmadığını belirleyen bir testtir. Yaşlı check up kapsamında bakılan testler, henüz hastada bir bulgu olmamışken bile kalp hastalıklarında aydınlatıcıdır.

EKG Elektrokardiyogram (12 derivasyonlu EKG çekimi + yorum raporu)
Elektrokardiyogram kalbi izlemek için kullanılır. Kalbin her atışı normalde kalbin sağ üst odasındaki özel hücrelerden (sinüs düğümlerinden) üretilen bir elektrik sinyali ile tetiklenir. EKG adı da verilen elektrokardiyogram, insanların kalbinde iletim halinde olan bu elektrik sinyallerini kaydeder. Kalp hastalıklarını teşhis etmek ve ortaya çıkan kalp atışları ile kalp ritimleri arasındaki değişiklikleri aramak için EKG bakılır.

CA 125 (Kadınlar İçin)
CA 125 testi, kanda bulunan CA 125 proteininin (kanser antijen 125) miktarını ölçmeye yarar.

CA 15-3 (Kadınlar İçin)
Yaşlı check up kapsamında bakılan CA 15-3, normal meme hücreleri tarafından üretilen bir proteindir.

PSA (Prostat Spesifik Antijen,Total ) (Erkekler İçin)
45 yaş sonrası erkeklerde prostat büyümesi ve kanseri çok sık rastlanan bir durum olup, tarama testleri ile erken tanı ve tedavi mümkündür.

Free PSA (Prostat Spesifik Antijen, Serbest) (Erkekler İçin)
Serbest PSA, PSA’nın kan dolaşımında proteinlere bağlanmadan, serbest olarak bulunan formudur. Normalde PSA’nın az bir kısmı Free PSA’dır. Serbest PSA’nın Total PSA’ya oranı, prostat kanseri ve Benign Prostat Hipertrofisi (iyi huylu prostat büyümesi) ayrımında kullanılmaktadır .

ALT / GPT Alanin Aminotransferaz
Karaciğer fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan kan tahlillerinden birisidir. ALT enziminin normal kan düzeyi yaklaşık 10 – 40 U/L’ civarındadır. Çeşitli karaciğer hastalıkları, Hepatit, Gebelik kolestazı, Bazı kullanılan ilaçlar, Safra kanalı tıkanıklığı, Siroz, Karaciğer tümörleri, Müsküler distrofiler, Kas iskelet sistemi travmaları gibi durumlarda yükselebilir.

AST / GOT Aspartat Aminotransferaz
Karaciğer fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan kan tahlillerinden birisidir. AST enzimi normal kan değeri 18-30 U/L civarındadır. Hepatit, Karaciğer tümörleri, Safra yolları hastalıkları, Enfeksiyöz mononükleoz (EMN), Kalp krizi, Karaciğeri etkileyen bazı ilaçlar, Müsküler distrofiler, Karaciğer yağlanması gibi durumlarda yükselebilir.

GGT Gama-Glutamil Transferaz
Özellikle karaciğer hastalıklarının tanısında kullanılan duyarlı bir testtir. Alkolik karaciğer bozukluğunda önce yükselir ve bu durum için daha özgündür. Ayrıca karaciğer yağlanmasında da yükselmektedir. GGT testi bir çok durumda yüksek çıkabilmektedir. Tek başına GGT yüksekliğinde şeker hastalığı varlığı veya yatkınlığı ve alkol kullanımı ilk olarak akla gelmelidir. GGT normal değerleri erkek ve kadında çok az farklılık gösterir, kadınlarda bir miktar daha düşüktür. GGT Testinin Yüksek Çıktığı Durumlar karaciğer ve karaciğer dışı olabilir. Karaciğerden kaynaklananlara; hepatitler, karaciğer içi safra yolları iltihabı, alkole bağlı karaciğer hastalıkları ve karaciğer yağlanması örnek verilebilir. Karaciğer dışı sebepler; bazı kanserler, şeker, pankreas iltihabı ve bazı ilaçlar .

Alkalen Fosfataz
Çoğunlukla karaciğerde üretilen önemli bir enzimdir. Ayrıca kemikler, bağırsaklar, böbrekler ve hamile kadınlarda plasenta tarafından üretilebilir. Alkalen fosfataz yüksekliği bu organların herhangi birinde sorun olabileceği anlamına gelir. Kanserden zonaya kemik hastalıklarından karaciğer hastalıklarına birçok sebeple bu enzim yüksek olabilir.  Çocuklarda ve hamile kadınlarda da alkalen fosfataz değerleri bazen yüksek olabilir ama bu herhangi bir probleme işaret etmez.

CEA (Karsinoembriyonik Antijen)
Carcino Embryionic Antigen kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. CEA, kanserin izlenmesinde kullanılan en iyi tanımlanmış tümör belirtecidir. Tümör hücrelerinde ve normalde fetusta bulunur. Rahim, troid, yumurtalık, mide, akciğer, pankreas, safra, meme, kolorektal kanserlerin tanılarında bu testten yararlanılır. Sigara, alkol, gebelik, peptik ülser, inflamatuar bağırsak hastalığı gibi nedenlerden de bu test değeri yüksek gelebilir.

CA 19-9
Gastrointestinal sistem (mide barsak)  kanserleri ve adenokarsinomlarda değeri yüksek çıkan bir kanser antijenidir. Tümör markırı olarak da bilinir. Özellikle ”pankreas” kanserlerinde duyarlılığı yüksektir. Unutulmamalıdır ki CA19-9 testi kronik pankreas iltihabı, kolon iltihabı, siroz gibi kanser olmayan bazı hastalıklarda da yüksek çıkabilmektedir.

CA 72-4
Öncelikli olarak gastrointestinal sistem adenokarsinomlarında ve over ve meme dokularında bulunur. Mide kanserli hastaların büyük bir yüzdesinde CEA ya da CA 19-9 ile karşılaştırmalı olarak CA 72-4 düzeylerinin de yükseldiği gösterilmiştir. Ayrıca bazı kanser olmayan durumlarda da (pankreas iltihabı, siroz, akciğer hastalıklar, romatizmal hastalıklar, jinekolojik hastalıklar gibi.) CA 72-4 düzeyi artabilir.

BUN
Yine yaşlı check up kapsamında bakılan Üre insanda protein yıkımının başlıca azot içeren ürünüdür. Ürenin %90’dan fazlası böbrekler tarafından atılır. Böbrek hastalıklarının birçoğunda plazma üre konsantrasyonlarında artış görülür. Plazma üre tayinlerinin başlıca kullanımı böbrek öncesi ve böbrek sonrası nedenlerin ayırıcı tanısında kullanılır. Üre nitrojen / kreatinin oranı hesaplanır. Böbrek öncesi nedenlerde kanda üre artışı olurken kreatininde artış olmaz. Böbrek sonrası nedenler idrar atılımındaki tıkanma nedeniyle oluşabilir. Bu tıkanma ile birlikte hem üre hem de kreatinin artar. Fakat ürede kreatinine nazaran oransız bir artış görülür.

Kreatinin
Yaşlı check up kapsamında bakılan bu değer, kas kasılması için gerekli bir amoniasit olan kreatinden türeyen bir bileşiktir. Serumdaki normal değeri % 0.7-1.2 mg arasındadır. Serumdaki artışı çoğunlukla idrarla atılımındaki azalıştan (böbrek yetmezliği, üremi ve ciddi kalp yetmezliği) ileri gelmektedir. Böbrek işlevlerini değerlendirmede serum kreatinin değerlerinin bilinmesi çok önemlidir.

TSH (Tiroid stimülan hormon)
TSH testi çok önemli bir testtir. Hipertiroidi ve hipotiroidide ilk bozulan ve tedavi sonrası son düzelen TSH testidir. Bu nedenle, tiroid bezi hastalıklarında tanı koymada en değerli test TSH’dır. TSH ölçümünün normalden düşük olması tiroid bezinin aşırı çalıştığını gösterir. TSH düzeyinin normalden yüksek bulunması ise tiroid bezinin az çalıştığını gösterir. Tüm troid hastalıklarının tanı tedavi ve takip sürecinde bu hormonun düzeyi bize ışık tutacaktır.

Kolesterol Total

Yaşlı check up kapsamında bakılan bu değer, total kolesterol, LDL, HDL, VLDL ve IDL kolesterol dediğimiz lipoprotein tiplerinin toplamından oluşur. Bu kolesterol tiplerinin adını yoğunluklarını tarif eden İngilizce baş harflerden almaktadır. Örneğin: VLDL (very low dansity lipoprotein), LDL (low dansity lipoprotein) gibi. Total kolesterolün HDL’ye oranının 4,5 ve üzerinde olması idealdir. Ancak total kolesterolün 200 değerini geçmesi total kolesterol yükselmesini ifade ettiğinden en kısa zamanda içerisinde uzman bir doktor tarafından müdahaleyi gerektirmektedir. Kolesterol damar sertliği yaratan nedenlerden biridir. Ancak yüksek kolesterol varlığında mutlak damar sertliği olacak demek değildir. Kolesterol yüksekliği diğer risk faktörleri varlığında, (genetik, sigara, diyabet, hipertansiyon vs.) daha önemli oranlarda damar sertliğine yol açabilmektedir. Uzun yıllar yapılan çalışmalar, kolesterolün düşürülmesinin damar sertliğinin kontrol altına alınmasında önemli bir fayda sağladığını göstermiştir. Damar sertliğinin en belli başlı etkisi, kalp ve beyin damarlarında oluşan hasar ve sonuçlarıdır.

Kolesterol-HDL
İyi kolesterol olarak adlandırılabilen (HDL) kanımızda bulunan yağlı proteinlerden biridir. HDL bizleri damar sertliğine karşı korur. HDL değerinde 5 puanlık bir azalma, kalp krizi riskini yüzde 25 arttırır. Bu nedenle total kolesterolün aksine HDL ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir. Yapılan araştırmalara göre HDL değerinin en az 40 olması istenmektedir.

Kolesterol-LDL
“Kötü Kolesterol” olarak bilinmektedir.  LDL; Açılımı “”low dansity lipoprotein”” dir. Türkçe anlamı düşük yoğunluklu lipoprotein’dir. Karaciğerde üretilen ve kolesterolü kan yoluyla taşıyan moleküler proteinler olarak da tanımlanabilir. Karaciğerde üretilen çok düşük yoğunluklu lipoprotein metabolizması sonucu oluşur. LDL seviyesi ile kalp hastalıkları arasındaki bağlantıdan dolayı sıkça “kötü” kolesterol olarak anılmaktadır. Genelde kolesterol terimini duyduğumuzda ilk olarak düşük yoğunluklu lipopretein, yani kötü kolesterol aklımıza gelir. Bunun sebebi, LDL’nin damarlara düzenli olarak kolesterol taşımasıdır.

Tam İdrar Analizi
Tam idrar tahlili izlem ve tanı için kullanılır. Yapılan İdrar incelemesinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrek hastalıkları ve ya diyabet gibi hastalıkları tespit etmek ve değerlendirmek için uygulanan yaygın bir laboratuvar testidir.  Kanda bulunan zararlı maddeler böbrek tarafından filtre edilir ve idrar yolu ile dışarı atılır. İdrarın rengi genellikle soluk sarıdır. İdrar fiziksel görünümü (renk, bulanıklık, koku, berraklık), mikroskopik, ve kimyasal incelemelere göre analiz edilebilir. Hastalıklardan önce protein ve glukoz maddeleri idrarda görülür ve hastalıkların habercisi olur. İdrar testi gebelik döneminde genellikle idrar yolu enfeksiyonu (İYE) için istenir.

Hemoglobin A1c (%)
Yaşlı check up kapsamında bakılan bu değer, Kan şekeri gün içinde artıp azalabilir. Yüksek kan şekeri damar ve sinirlere zarar verebilir. Damar ve sinirler ise vücudumuzun her yerinde vardır. O yüzden kan şekerimizi kontrol altında tutmamız gerekir. Özellikle diyabet hastalarında ya da diyabete yani şeker hastalığına yatkınlığı olan hastalarda sabah açlık kan şekeri yanıltıcı olabilir.  HbA1c kanda ortalama 90 gün kalabilir ve bu da bize daha objektif bir kan şekeri bilgisi sunar dolayısıyla hastalarımızın kan şekeri durumlarını daha doğru değerlendirebiliriz. Normal değeri %4 ile %6 arasında olmalıdır. HbA1 c  %6-7 arasındaysa hasta şekerini iyi kontrol ediyor demektir, %7-8 arasındaysa kan şekerini orta derecede kontrol ediyor demektir, %8-9 arasındaysa kötü kontrol ediyor demektir ve %9’un üzerindeyse durum çok ciddidir hasta şekerini hiç kontrol edemiyor demektir.

Trigliserid
Yaşlı check up kapsamında bakılan bu değer, Bitkisel ve hayvansal yağların ana bileşenidir. Yağ ve yağ içeren tereyağı, margarin, mısır özü, kanola yağı tamamıyla trigliserid formatındadır. Trigliserid yüksekliği, kolesterolden farklı olarak yediğimiz et ve yağdan ziyade şeker, patates, pirinç, nişasta, un gibi yiyeceklere, yani karbonhidrat grubuna bağlıdır. Trigliserid seviyesindeki yükseklik, eğer genetik değil ise, iyi bir diyetle, birkaç günde normale dönebilir. Trigliserid seviyesini ölçtürürken bir gece önce alkol almamış, ağır yemek ve tatlı yememiş olmak gerekir. Normal trigliserid seviyesi 50- 150 mgr/dl’dir. 200 mgr/dl. üzerindeki kişilerin damar tıkanıklığına bağlı felç geçirme riski % 30 artar.

Vitamin B12
B12 vitamininin ana görevi kırmızı kan hücresi üretimi ve merkezi sinir sisteminin korunmasıdır. B12 vitaminini gereğinden fazla almak gibi bir durum söz konusu değildir, çünkü B12 vitamini suda çözünen vitaminler arasındadır ve vücut ihtiyacı olanı aldıktan sonra fazlasını idrar yoluyla sistemden atar. Bu nedenle düzenli olarak alınmalıdır. B12 vitamini hayvansal ve bitkisel gıdalarda (takviye edilmiş olanlarında) bulunmasına karşın hayvansal gıdalardan alınan B12 vitamini vücut tarafından daha iyi emilir. B12 vitamini eksikliğinde anemi, denge kaybı, bacak ve kollarda uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük gibi belirtiler görülebilir. Bu nedenle B12 vitamini düzeyi belli aralıklarla kontrol ettirilmelidir. Folatla birlikta ya da tek başına bakıldığında bazı sinir sistemi bozukluklarının (nöropati) tanısında B12 kullanılır.

Folat
B12 ve folat; makrositik aneminin nedenini teşhis etmek için başlıca tercih edilen testlerdir. Folat, B12 ve diğer testler hastanın genel sağlık durumu ve beslenme durumu göstergeleri yetersiz beslendiğini gösteriyorsa istenebilir. Bu testler alkolik kişilerde ve Kistik fibrozis, Chron hastalığı, Çölyak hastalığı gibi malabsorbsiyona neden olan hastalıklarda da istenir. B12 ve folat özellikle yaşlılarda akli ya da davranış değişimlerinin sebebini saptamak içinde istenebilir.

Ferritin
Yaşlı check up kapsamında bakılan bu değer. Ferritin vücudumuzda demir depolayan ana proteindir. Kanda bulunan ferritin miktarı vücudumuzda ne kadar demir depolandığını gösterir. Basit bir kan testi kandaki ferritin düzeyini belirlemek için yeterlidir ve ferritin seviyesinin belirlenebilmesi için genellikle normal kan testi dışında herhangi bir diğer teste ihtiyaç duyulmaz. Ancak normal aralıkta olsa dahi alt rakamlara yakın ferritin düzeyi kişinin vücudunda yeterince demir depolanmadığına yani ferritin eksikliğine işaret edebilir. Yoğun adet kanaması, demir eksikliği anemisi, sindirim sistemi organlarında görülen uzun dönemli kanamalar (ülser kanaması gibi) ve bağırsaklarda demirin emilimini etkileyen sorunlar nedeniyle ferritin düşüklüğü görülebilir. Ferritin yüksekliği ise genellikle alkole bağlı karaciğer hastalıkları, kan nakli ve aşırı demir yükü hastalığı olarak bilinen “hemochromatosis”e bağlı olarak gelişir. Bu nedenle ferritin düzeyi bakılması birçok olumsuz durumun önüne erken geçilmesini sağlar.

Tam Kan Sayımı (Hemogram)
Tam kandaki hücreleri saymak için kullanılan testtir. Genel olarak WBC (lökositler yani beyaz kan hücresi ), RBC (eritrositler yani kırmızı kan hüzresi ), PLT (trombositler)’in sayıları ve diğer hesaplamaları içerir.  Anemi, enfeksiyonlar, lösemi ve bazı kanama bozuklukları için çok yararlı bir testtir. Genel olarak bir hemogram testinin parametreleri hemoglobin, hematokrit, nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil, bazofil…

Ürik Asid
Hücre metabolizmasının incelenmesinde yararlı vücuttaki bazı ürünlerin yıkılmasıyla oluşan son üründür. Hücre yıkımının hızı hakkında bilgi verir. Yüksek olması gut gibi bazı çok önemli hastalıkların teşhisinde kullanılır. Gut hastalığının karakteristik ağrısını yapan yine ürik asittir. Atılımının (böbrekten) azalması veya üretiminin artması beraberinde bazı hastalıkları getirecektir.(böbrek, karaciğer vb.)Özellikle, birikimi böbrek taşı ve kristal oluşturup böbreğe zarar verir.

Mikroalbumin, Spot İdrar
İdrarda çok düşük miktarlardaki albumini tespit etmek için kullanılır. Böbrek hastalığı riski bulunan kişilerde, böbrek hasarını erken dönemde belirleyebilmek amacıyla yapılan bir testtir. Sağlıklı bir kişide idrarda tespit edilebilecek düzeyde protein bulunmaz. Bazı hastalıklar böbreklerde hasar meydana getirse  de bu durum erken dönemde belirti vermez. Ancak böbrek hasarı erken dönemde tespit edilebilirse, alınacak önlemlerle ilerlemesi engellenebilir. Bu yüzden, böbrek rahatsızlıklarının gelişmesi muhtemel olan; şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi hastalıklarda erken dönem böbrek hastalığının tespitini sağlamak amacıyla idrarda mikroalbumin testi istenir.

25-Hidroksi Vitamin D (Vitamin D3)
D vitamini yağda eriyen bir vitamindir. Kandaki D vitamininin 2 kaynağı vardır: Birincisi güneş ışığının etkisiyle deride oluşan D vitaminidir. İkincisi ise besinlerle alınan D vitaminidir. D Vitamin testi olarak daha çok kandaki 25 OH D vitaminin miktarı ölçülür. Bunun sebebi bu D vitamini formunun kandaki miktarının daha yüksek olması ve yarı ömrünün daha uzun olmasıdır. D vitamininin vücuttaki görevi, esas olarak kan kalsiyum, fosfor düzeylerinin yanı sıra magnezyum düzeylerinin de ayarlanmasıdır. D vitamini bulunmadığında veya eksik olduğunda kemikler sağlıklı gelişemez, çocuklarda rikets, yetişkinlerde osteomalasi adı verilen kemik gelişim bozuklukları meydana gelir. Kemik gelişimi yanında diğer doku ve organların da gelişmesi için gerekli olan D vitamini, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını da sağlar. Bunların dışında, son yıllarda bazı kanserlerin gelişiminde D vitamini eksikliğinin rol oynadığına dair bulgular elde edilmeye başlanmıştır.

Kalsiyum
Vücudumuzun en önemli yapı taşlarından birisidir. Tüm hücrelerimizin kalsiyuma ihtiyacı vardır. Özellikle kemik ve dişlerimizde en fazla bulunur. Kalbimizin kasılması sinir sistemimizin ileti göndermesi, kaslarımızın kasılması ve kanımızın pıhtılaşması için kalsiyum vazgeçilmez bir mineraldir. Kemik hastalıklarında, paratiroid bezi hastalıklarında, böbrek hastalıklarında, beslenme bozukluklarında, bazı kanserlerde, pankreas iltihaplarında seviyesi değişebilir.

Magnezyum
Vücutta bulunan temel minerallerden biri olan magnezyum, vücutta olan metabolik işlevlerin çoğunluğunda gerekli bir bileşendir. Sağlıklı bir yetişkinin bedeninde 20-28 gram magnezyum bulunmalıdır. Kemiklerin içindeki magnezyum bu oranın% 60’ını oluştururken, kalan miktar doku ve organların içinde olur. Kalp ve beyinde yoğun miktarda magnezyum bulunmaktadır. Magnezyumun vücutta eksilmesi halinde, bunun dışarıdan takviye olarak alınması gerekir. Sinir sistemindeki aşırı duyarlılığı azaltan, insanların sakinleşmesine yardımcı olan magnezyum anti stres minerali olarak tanımlanır. Kandaki şekerin enerjiye dönüşmesine yardımcı olur, vücuttaki enzimleri harekete geçirir. Eksikliğinde kalp ve böbrek başta olmak üzere, böbreklerde, karaciğerde işlev bozukluklarına neden olabilir. İnsanlar kendilerini yorgun, halsiz, huzursuz hisseder. Uyku düzenleri bozulur, hafıza kaybı, kramplar, böbrek yetmezliği, öğrenme güçlüğü gibi etkiler ortaya çıkar. Magnezyumun vücutta fazla olması halinde, fazla miktar vücut tarafından uzaklaştırılabilir. Vücutta kalsiyum eksikliği olduğunda, magnezyum fazlalığı ortaya çıkar.

Fosfor
Fosfor insan hücresinde asit-baz dengesi, kalsiyum metabolizması gibi çok önemli reaksiyonlarda rol oynayan bir maddedir. Kan düzeyi kan kalsiyum ve kan pH değişimlerinden etkilenmektedir. Kalsiyumda olduğu gibi bağırsaktan emilimi, idrarla atılımı ve hücre içine toplanması ya da hücreden bırakılması gibi düzenlemelerle kan düzeyi ayarlanmaktadır. Yine kalsiyum gibi parathormondan etkilenmektedir. Dolayısıyla Bu test Fosfor metabolizmasının ve kalsiyum-fosfor dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Böbrekte emilimin artması, troid hastalıkları, orak hücreli anemi, D vitamini fazlalığı, fosfor içeren maddelerin bol tüketimi ,kan transfüzyonu ve akromegali gibi hormonal bazı hastalıklarda  fosfor düzeyi artarken D vitamini eksikliği ve kusma gibi durumlarda fosfor düzeyi azalır.

Laktat Dehidrogenaz
LDH enzimi vücuttaki hücrelerin enerji üretiminde görev alan bir enzimdir. Hücrelerdeki enerji üretimini sağladığı için hemen hemen vücudun tüm bölgelerinde yer almaktadır. LDH en çok iskelet kası, kalp kası, karaciğer ve böbrek bölgelerinde bulunur. LDH, vücutta en çok enerjiye ihtiyaç duyan hücrelerde bulunur. Doku ve hücre hasarlarında hücreler onarım için daha çok enerjiye ihtiyaç duyacaklarından, kandaki LDH değeri giderek artar. LDH değerlerine uzmanlar tarafından yapılan kan testleri sonucunda ulaşılır. LDH değerleri sayesinde vücutta hangi dokularda hasar ve zedelenme olduğu anlaşılabilmektedir. Kalp yetmezliği, siroz, akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, bazı kanserlerde, enfeksiyonlar da düzeyi artar.

Sedimantasyon (ESR),1h
Bu testle Kırmızı kan hücrelerinin çökme hızları ölçülür. ESR ismi de verilen bu test birçok hastalıkta tanıya yardımcı bir inceleme olarak kullanılır. Sedimantasyon tahlilinin normal sınırların dışına çıkması bir hastalık durumunu gösterir ama hastalığın türü ve yapısı hakkında bilgi vermez. Sedimantasyon testinin normal değerleri kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterir. Yaşlılarda ve gebelerde belli düzeyde yüksek olması beklenen bir durumdur. Virüs hastalıkları ve bazı kan hastalıklarında çok düşük çıkarken, iltihabi durumlar, tümörler, verem, kalp krizi, bazı romatizmal hastalıklar ve böbrek hastalıklarının bazılarında (örn glomerulonefrit) yüksek çıkmaktadır.

Sodyum
Sodyum klor ile birlikte kan serumunun en önemli mineralidir. Gıdalar yolu ile vücuda alınır Böbrekten idrar yoluyla, bağırsaklardan dışkı yoluyla ve ter yoluyla atılır. Sodyumun dengede olması bizi hayatta tutar. Böbrek hastalıklarında, böbrek üstü bezi hastalıklarında, Şeker Hastalığında, Tansiyon ilacı (idrar söktürücü) kullananlarda, aşırı terleme ve ishal durumlarında denge bozulabilir.

Potasyum
Yaşam için gerekli önemli bir mineraldir. Hücrelerimizin içinde bol miktarda bulunur. Gıdalar ile vücudumuza alırız ve böbreklerimizden atarız. Böbrek hastalıklarında, yanıklarda, kas ezilmelerinde tüm vücudu kaplayan enfeksiyonlarda (sepsis), şeker komasında seviyesi artabilirken, beslenme bozukluğu, alkolizm, ishal, şeker koma tedavisi esnasında, bazı hormon tedavilerinde ya da aşırı terleme durumlarında seviyesi azalabilir. Potasyum seviyesindeki küçük değişiklikler bile kalple ilgili ölümcül ritim bozukluklarına yol açabilir. O yüzden dikkatli bir şekilde takibi gerekmektedir

Gizli Kan, Dışkı
“Gaitada (dışkıda) sindirim ve boşaltım sisteminden (gastrointestinal) kaynaklanan bir kanamaya bağlı kan olduğundan şüphelenilen durumlarda yapılan ve uygulanması son derece kolay olan bir testtir. Okside olan kandaki hemoglobine uygulanan kimyasal bir madde ile mavi renge dönüşüm olması ile kanamanın anlaşıldığı bir tahlil yöntemidir. Kolon kanseri, gastrointestinal sistemin diğer bölümlerinden olan kanamalarda İnflamatuar barsak hastalıklarında, Hemoroidlerde bu test pozitif gelir. Gaitada gizli kan testi elli yaş üstü kişilerde, anemisi(kansızlık) olanlarda da her yıl tarama amaçlı olarak yapılmalıdır.

Albumin + T. Protein
Bir total protein testi rutin sağlık kontrolünün bir parçası olarak yapılır. Kapsamlı tıbbi paneli oluşturan testlerden biridir. Açıklanmayan kilo kaybı, yorgunluk, ödem, karaciğer veya böbrek hastalığı belirtileri varlığında da yapılmalıdır. Total protein testi özellikle albümin ve globulin miktarına bakarak kandaki total protein miktarını ölçer. Albüminin globuline oranına bakar. Buna a/g oranı denir. Kanama, genel olarak oran düşükse otoimmün hastalık, multipl myelom, siroz veya karaciğer hastalığı düşünülür. Yüksek bir oran genetik bozukluklar veya lösemiye işaret edebilir.

Demir ( Fe )
Demir düzeyi testi,  kan serumundaki transferrin adlı proteinin kan plazmasına taşıdığı demir miktarını ölçer. Serum demir düzeyleri, talasemi, hemokromatoz, şiddetli hepatit, karaciğer rahatsızlıkları, kurşun zehirlenmesi, akut lösemi, ve böbrek hastalıklarında yükselir. Ayrıca, çoklu kan tranfüzyonları ve damar içi demir enjeksiyonlarında yükselir. Serum kan düzeyi, demir eksikliği anemisi, kronik kan kaybı, kronik hastalıklar, geç hamilelik, kronik anlamda ağır aybaşı dönemlerinde ve tiroit eksikliğinde de azalma gösterir.

Demir Bağlama Kapasitesi Total (TIBC)
Total Demir Bağlama Kapasitesi ise, kanda demirin az mı çok mu olduğunu gösterir. Demir kanda, transferrin adlı proteine bağlanarak taşınır. Bu test, transferrinin kandaki demiri taşıma kapasitesini ölçmek için gereklidir. Beslenme bozukluğu, şiddetli yanıklar, hemokromatoz, enfeksiyon ve kronik hastalıklar sonucu oluşmuş anemi, karaciğer sirozu ve böbrek hastalıklarında düşüş gösterir. Demir eksikliği anemisi, polisitemi vera, hamilelik, kan kaybı, şiddetli hepatit ve doğum kontrol hapı kullanımı ile birlikte ise yükseliş gösterir.